İstiyorum, parmaklarımı ıslatmayı ve mumu bittiği halde yanmaya gayret eden alevimi sonlandırmayı. Daha az öpünüz beni, çalmaktasınız tükürüklerimi.
Bıktım, gereksiz savaşlarda piyon olmaktan. Saat, günün herhangi bir saati ve yaşayamıyorum şu an. Olmak çok ağır, olmak zor. Olmayabilmekse, bende yüklü geldi ama aktif etmek cesaret istiyor. Kesilmekten nasırlaştı bileklerim, artık ben bir jilet katiliyim. Şimdi kim tatmin edecek akacak kanımı?
Her gün biraz daha daralıyor, boynumdaki ip. Boynum kırılsın değil, boğulayım istiyorum; bundandır acele etmeyişim. Tabureyi sabırsızlıkla tekmelemek, korkaklara ve tadını çıkartmayı bilmeyenlere göredir. Ancak kaçırmamak da gerekir tadını. Her giden, biraz daha sevilir; kalandan, her geçen gün daha fazla nefret edilir.
Hikayeler beni anlatamaz, ben hikaye anlatırım. Zarflarımdan korkar yüklemlerim, kaçmasınlar diye ellerimle tutarım. Zımbalarının intihar ettiği, bir arada durmaya dayanamayan sayfaların yazarıyım. Atmaya bir türlü alışamayan bir kalbin, geçici taşıyıcısıyım. Bulamadım hala adresi, teslim edemedim paketi. Daha fazla gecikirsem, alamamaktan korkuyorum ücreti.
Ağlayamayanlardanım ben, anlayamayanların arasında yaşayan. Ağlayabildiğim zamanlarda ise, doldurabilirim bir küveti. Gözyaşı banyosu yaparım, taze tutmak için ruhumu, salamuraya yatarım. Kesildi sular, çok yorgunlardı ve başa çıkamadılar insanın pisliğiyle. Ben yine fıçı birayla aldım abdestimi, niyet ettim ve kıldım sabah paranoyamı. Canlı yayında kendimi kaybettim. Tüm galaksiyi seferber ettim, sonra telefonda katıldım programa, ismimi vermek istemedim, ağız dolusu küfrettim ve beni bulamayacaksın dedim, stüdyodaki zavallıya.
İntikam ateşiyle doluydum. Kafasına pislediğim tüm kuşlar, piyangodan büyük ödül kazandılar. Kaşınırdı, kuş tüyünden yaptırdığım yastıklar. Ben yine, beton zeminde yattım. Ben yine de beton zeminde yattım, çok soğuktu, nekrofiliyi tattım. Ölüler, ne ölürler ne de bir başkasına giderler. Halılar değişse de, sizindir her zaman zeminler.
Kafasında çim biten oyuncak adamlar yaptım, annemin kaçmış çoraplarından. Çektim babamın silahını, kafalarını patlattım. Kendi yaptığım şeyleri bozarım, her talaşa ihtiyaç duyduğumda. Sonra yenilerini yaparım. Koku almak istiyorsan, arka sokaklarda dolaş, tadı yoktur dezenfekte edilmiş dudakların.
Ot alın çocuklar, buralar önemsiz, yok sınav, kitap falan. Kitap ezberlemenin kopya sayılmadığı bir çağın evlatlarısınız. Yalancı değiliz hiçbirimiz, inanın; doğruyu yok bilen. Anladım ki, sessizlikte bağırmak kadar, gürültüde sessiz kalmak da cesaret meselesi ama elbette hazır olacağım buna, tükenmekte kelimelerim.
Ölmek mi?
Yaşamaya karar vermemiştim ki.